“Arkeoloji mi? Severim ben!” diyorsanız eğer 66

Evet arkadaşlar sizlerle Arkeoloji ve Sanat Tarihi gibi iki kardeş bilimin önemini,ülkemizde ki değerlerini,farklı ve enteresan yönlerini size burdan anlatmaya çalışacağım.Öncelikle Arkeoloji demek altın demek değildir bu konuda anlaşalım öncelikle Arkeoloji geçmişten günümüze kadar yaşayan uygarlıklar,medeniyetler ve devletlerin bize bıraktıkları sanatsal,sosyal,siyasi,maddi ve mimari olarak bıraktığı ve bu kalıntıları ortaya çıkaran bilim dalıdır bu bilim dalına yardımcı olarak Sanat Tarihi devreye girmektedir. Sonuç olarak et tırnaktan ayrılmaz Arkeoloji olmadan Sanat Tarihi,Sanat Tarihi olmadan Arkeoloji olmaz.Bizim ülkemiz bildiğiniz üzere Arkeoloji konusunda inanılmaz hikayelere sahiptir defineci arkadaşlarımız sağolsun bir ülkede hiç önemsenmeyen ama bu kadar fan’ı olan başka bir meslek yoktur diye düşünüyoruz  Arkadaşlar şimdi size kısa kısa arkeolojinin ilk buluntuları hakkında bilgiler vereceğim ilk buluntular şöyledir;Bir bilim dalı olarak arkeolojinin geçmişi çok eski değildir. Büyük çaplı ilk kazılar 18. yüzyılda 79 yıӀında patlayan Vezüv Yanardağı’nın püskürttüğü lavların ve küllerin altında kalan eski Pompei ve Herkulaneum kentlerinde yapıldı. Bu kentlerin ortaya çıkarılması, eski Roma kentleri konusunda yeni bilgilere ulaşılmasını da sağladı.Aynı yüzyılda İngiliz arkeolog John Frere, taştan yapılmış aygıtlarӀa soyu tükenmiş bazı hayvanların kemiklerini bir arada buldu. Frere, bu aygıtları yapmış olan insanlar ile soyu tükenmiş hayvanların aynı dönemde yaşadıklarını gösterdi; ama hiç kimse, yeryüzünde on binlerce yıl önce yaşamış insanların olabileceğine inanmak istemedi. Daha sonra bu bilgi bilim adamlarınca da doğrulandı.Eski Mısır yazısı olan hiyeroglifin 1822’de arkeologlar ve yazı uzmanları tarafından çözülmesi, arkeoloji için bir dönüm noktası oldu.

Hiyeroglifin çözülmesinde kilit rol oynayan Rosetta Taşı’nda aynı sözcükler hem hiyeroglif hem de Eski Yunan yazısı ve başka bir tür Mısır yazısıyla yinelenmişti. Bu gelişme çok sayıda arkeoloğun Mısır’a ilgi göstermesine yol açtı. Yapılan kazılarla Eski Mısır’daki yaşama ilişkin yeni bilgilere ulaşıldı. Arkeolojinin en önemli buluşlarından olan Rosetta Taşı, günümüzde Londra’da British Müzesi’nde sergilenmektedir.

 

186-rosetta-tasi

Türkiye topraklarındaki arkeolojinin yerli olarak gelişimine bakarsak, ilk adım bu eserlerinin korunmasına yönelik bilincin gelişmesidir. Bunun ilk örneklerinde biri Ahmet Fethi Paşatarafından kimi eserlerin Aya İrini Kilisesinde toplanmasıdır. Toplanan eserler ile “Mecma-i Esliha-i Atika (Eski Silahlar Koleksiyonu)” ve “Mecma-ı Âsâr-ı Atika (Eski Eserler Koleksiyonu)” oluşturulmuştur. Daha sonra 1869 yılında “Müze-i Hümayun (Saray Müzesi)” adı altıntaki kuruluş oluşturulur, kurum aynı zamanda İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin ilk şeklidir. Bir dönem kapatılan müze, 1881 yılında Osman Hamdi Bey’in müze müdürü olarak atanmasından sonra çağdaş bir müze kimliği kazanmaya başlar.Osman_Hamdi_Bey

Arkeoloji zor ama çok zevkli bir meslektir arkadaşlar sabahın 05:30’da araziye çıkmanın verdiği zevki hiç bir şey vermez bize göre evet amele yanığı oluyoruz sıcaklarda boğuşuyoruz bir şeyler ortaya çıkarmak elle tutulur verilere sahip olmak için ve bu verileri ülkemize kazandırmak için gecemizi gündüzümüze katıyoruz ( kimi zaman uyumuyoruz 🙂  nitekim askerlik yapıyoruz diyebilirim meslektaşlarımızla.
Umarım bu yazımı sıkılmadan okumuşsunuzdur ve zevk almışsınızdır sizlere bir daha ki yazılarımda arkeoloji ve sanat tarihinin en derinlere doğru yolculuk yapacağız.
Defineci arkadaşlarımı’da bir not; Arkeoloji’de son sözü her zaman KAZMA söyler 🙂kazma

0

Sizce nasıl olmuş?

Güzel!
Kötü
Eğlenceli
Aman Allah'ım
Bu ne la?
vaov!

Bu içeriği sosyal medyada paylaş

Bir Cevap Yazın



OR



Note: Your password will be generated automatically and sent to your email address.

Forgot Your Password?

Enter your email address and we'll send you a link you can use to pick a new password.

Theme developed by TouchSize - Premium WordPress Themes and Websites